hamilelik.com © 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

3. Hafta Hamilelik

3. Hafta Hamilelik

kadınlarda kısırlık

 

Hamileliğin ilk 2 haftası bitmiş olmakla birlikte anne adayı henüz gebelikten haberdar olmayabiliyor. Kadının yumurtalığında gelişen folikül (yumurta kesesi) çatladıktan sonra yumurta hücresi dışarı çıkar. Keseden çıkan yumurta hücresi genellikle sağ ya da sol aynı taraftaki fallop tüpünün saçakları tarafından tüpün içine alınır ve orada ilerlemeye başlar. Bu süreçte gebelik oluşabilmesi için yumurtlama işleminden sonraki birkaç saat içinde spermin yumurta hücresini döllemesi gerekir. Üreme çağındaki kadın ve erkeğin yaşadığı korumasız cinsel ilişkide ortaya çıkan bir yumurta hücresinin yanına çok sayıda sperm hücresi gelir. Bunlardan sadece bir tanesi yumurta hücresinin içine girerek yumurtayı döller.

Sadece tek bir sperm yumurtayı dölleyebilir!

Fallop tüpünün saçakları hareket halindeyken yumurta hücresi folikülden çıktığında bu saçaklar yumurtayı içine alır. Fallop tüpünün içi de minik ve hareketli tüylerle doludur, bunların hareketleri sayesinde yumurta hücresi, rahim içine doğru ilerler. İşte bu alanda dölleme için hazır halde bekleyen sperm hücreleri topluluğuna ulaşan yumurta hücresinin içine, spermlerden en güçlü olan bir tanesi girer. Bir sperm hücresi yumurtayı dölledikten sonra diğer spermlerin içeriye girmesi söz konusu değildir. Çünkü döllenme süreci tamamlanmıştır.

Sperm hücrelerinin vajinaya boşalmasıyla başlayan süreç yaklaşık 10 saatte tamamlanır. Bu milyonlarca spermden binlercesi yumurta hücresine ulaşabilir ve bunlardan sadece bir tanesi yumurtayı dölleyebilir.

Döllemek için 24 saatlik bir süre var!

Yumurtlama döneminde folikülden çıkan bir tane yumurta hücresinin etrafında onu dölleyebilmek için devam eden bir sperm yarışı vardır. Bu döllenme yarışı yaklaşık 24 saat, yani 1 gün sürer. Bu sürenin sonunda yumurta hücresi en güçlü spermi seçer ve onunla döllenir. Ancak en güçlü spermin de yumurta hücresinin içine girmesi ortalama 20 dakika sürmektedir. En güçlü sperm yumurtanın içine girdikten sonra döllenme başarıyla gerçekleşmiş olur ve diğer sperm hücreleri artık işe yaramaz.

Spermlerin canlı kalması hiç de kolay değildir!

Üreme çağındaki bir çift korumasız cinsel ilişki yaşadığında erkeğin sperm hücreleri vajinaya boşalır. Vajinanın doğal ortamında bulunan asitik sıvı, sperm hücreleri için yaşam savaşı verilmesi gereken bir ortam oluşturur. Boşalma sıvısının içinde bulunan asit de ortamı nötralize edici maddeler içermekte ve bu da spermlerin canlı kalmasına yardım etmektedir. Bununla birlikte yumurtlama sırasında vajinadan rahim ağzı içine salgılanan progesteron hormonu da spermlerin geçişini kolaylaştırıcı etki gösterir. Bu sayede spermler öncelikle rahim ardından da fallop tüplerinin içine girer.

Spermlerin fallop tüpüne ulaşma serüveninde yumurta hücresinin de kolaylaştırıcı bir etkisi bulunmaktadır. Çünkü yumurta hücresi negatif yük taşımakta ve pozitif yüklü sperm hücrelerini kendisine doğru çekebilmekte, bu sayede de spermlerin yollarını bulmalarını kolaylaştırmaktadır.

Spermler döllenme için fallop tüpünün içine doğru yönlendiklerinde anormal şekilli olanlar, hareketsiz ve güçsüz olan sperm hücreleri canlılığını yitirir.  Bir spermin sorunsuz bir şekilde yumurta hücresine ulaşabilmesi için; yaklaşık 4.5 – 5 kilometre kadar bir yolu geçmiş olması gerekiyor. Yani sperm hücreleri, yumurtayı dölleyebilmek için uzun bir yolu aşmalı, en hızlı, en düzgün şekilli ve güçlü olmalılar.

Tüpe ulaşmayı başaran sperm hücreleri, fallop tüpü içinde yumurtaya ulaşabilmek için hareket ederler. Tüpün içinde bulunan ve ters yönde hareket eden tüycükler, tüpün her iki tarafından gelen sperm ve yumurta hücresini bir araya getirmek için onları birbirlerine doğru iter. Yumurta hücresinin içine girebilecek sperm hücresinin baş kısmında bulunan bazı maddeler ise, yumurta hücresinin kalın dış kabuğunu geçip içine girebilecek özelliğe sahiptir. İşte sperm hücresinin, yumurta hücresinin içine girebilmek için erittiği dış kısım başka bir spermin içeriye girmesine engel olabilmek için kısa süre içinde kendini tamir eder.

 

Sperm hücresi, yumurta hücresinin içine girdi!

Çok yoğun geçen ortalama bir günlük sürenin sonunda sperm hücresi, yumurta hücresinin içine girmiştir. Bu şekilde yumurta, artık negatif yüklü durumdan pozitif yüklü konuma geçer. Bu aşamadan sonra pozitif yüklü diğer sperm hücreleri, yumurta hücresinden uzaklaşırlar. Yumurta hücresinin içine girerek dölleyen sperm hücresi kuyruğunu dışarıda bırakır ve bu sayede kendisiyle birlikte getirdiği tüm özellikleri, kendine ait bilgileri, yani kromozomlarını yumurtanın içinde “bilgi işlem merkezi” olarak bilinen hücre çekirdeğine ulaştırır.

Sperm hücresi yumurtanın hücre çekirdeğine ulaştıktan sonra kromozomların birleşme işlemi gerçekleşmeye başlar. Bu şekilde 23 tane kromozom içeren yumurta hücresi ile 23 tane kromozom içeren sperm hücresi birleşir ve kendilerine ait tüm bilgileri, özellikleri, kromozomları da kısa süre içinde bir araya getirirler. Bu işlemin de ardından sperm ve yumurta hücresinin özelliklerini taşıyan yeni bir canlı, bir gebelik oluşmuş olur.

Gebelik oluştu!

Sperm ve yumurta hücresinde genetik birleşme gerçekleştikten hemen sonra fallop tüpünden rahim içine doğru yolculuk da devam eder. Aynı esnada hücresel çoğalma başlıyor ve bu çoğalma ile önce tek hücreden oluşan yeni canlının mikroskobik görünümü bir değişime uğruyor. Bu aşamada 2, 4, 8, 16 hücre şeklinde gerçekleşen çoğalma sonucunda yeni bir yapı ortaya çıkmakta ve mikroskobik görüntüsü sebebiyle morula, yani dut adı verilmektedir. Bu şekilde “morula” aşamasına gelen canlı, rahim içine de ulaşmışır.

Bebeğin cinsiyeti nasıl belirleniyor?

Döllenmenin ardından oluşan canlı babadan ve anneden aldığı özelliklerle bir yapıya kavuşmaktadır. Babadan gelen sperm hücreleri, hem X hem de Y kromozomu içerebilirken, anneden gelen yumurta hücresi ise sadece X kromozomu taşımaktadır. Yumurta hücresinin içine girmeyi başaran sperm hücresi X kromozomlu ise bebek dişi olur, sperm hücresi Y kromozomu taşıyorsa da bebek erkek olur. Bu bağlamda bebeğin cinsiyetini belirleyen husus her zaman erkeğin döllenmeyi yapan sperm hücresinin taşıdığı kromozomdur.

Bebeğin kromozom kodunun erkek olması durumu 46 XY, dişi olması durumu ise 46 XX olarak ifade edilir. İşte bu bilimsel veriler hesaba katıldığında bebeğin cinsiyetinin asla kadın ya da erkeğin beslenme alışkanlıkları, yedikleri, içtikleri, belirli günlerde ilişkiye girmesi gibi daha pek çok özellikten kesinlikle etkilemediği söylenebilir. Bununla birlikte bazı meslek gruplarında çalışan, bazı etnik gruplara mensup olan ve bazı iklimsel özelliklerde yaşayan kişilerin bebeklerinin cinsiyetinin bu durumlardan etkilenebildiği de bilinmektedir. Ancak kişinin sahip olduğu ya da yaşadığı bu özellikler de doğa ile ilgili olduğu için anne ya da baba adayının bu konuda bir tasarrufta bulunabilmesi söz konusu olmaz.

Tüp bebek tedavisi ile gerçekleşen gebeliklerde cinsiyet belirlenebiliyor!

Tüp bebek tedavisi teknolojisi, bebeğin cinsiyetinin belirlenebilmesine, cinsiyet tayinine olanak tanımaktadır. Bu bakımdan anne ve baba adayları sadece tüp bebek tedavisinde bebeğin cinsiyetini bilinçli olarak seçebilir, belirleyebilir. Fakat tüp bebek tedavisi ya da başka her hangi bir tıbbi yolla cinsiyet belirleme işlemi ülkemizde hem ahlaki hem de yasal açıdan uygun görülmez ve yasaktır. Ancak eğer ailenin taşıdığı bazı genetik sorunlardan dolayı bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi gerekirse, tüp bebek tedavisi ile bu işlem yapılabiliyor. Bunun için de zorunluluğun yasal olarak kanıtlanmış olması gerekmektedir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir