hamilelik.com © 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.
Yumurtlama Hesaplama Gebelik Hesaplama

40. Hafta Hamilelik

40. Hafta Hamilelik

Gebeliğinde 40. haftaya gelen anne adayı, bu sürecin sonuna ve hatta sabrının da sonuna gelmiştir. 40 haftalık gebelikte bebek artık gününü doldurmuş durumdadır. Bu bakımdan bebek için fiziksel, zihinsel gelişim anlamında endişelenecek bir durum kalmamıştır. 40 haftalık gebelikte bebeğin kilosu 2.700 – 4000 gram arasında, boyu ise 48 – 56 santimetre civarındadır. Gebelik boyunca düzenli olarak doktor kontrolleri yapılan ve herhangi bir eksiklik, sorun tespit edilmeyen gebeliklerde 40. Haftada bebeğin genellikle yaklaşık olarak bu boy ve kiloda olması beklenir. Ancak sağlıklı oldukları halde bunlardan daha iri ya da daha küçük olan bebekler de olabilir.

40 haftalık gebelikte anne adayı doğumun her an gerçekleşebileceğinin farkında olmalı ve ona göre hazırlıklı olmalıdır. Zaten bu haftaya kadar doktor gereken bilgilendirmeleri yapmıştır, son haftalarda da doktor kontrolleri çok daha sık yapıldığı için muhtemelen her şey kontrol altındadır.

Anne rahmindeyken bebeğin günü geçebilir!

Her anne adayı bebeğini tam da günü dolduğunda, bebeği yeterince gelişip büyüdüğünde doğurmak ister. Zira gününden önce doğan bebeklerin dış dünyada pek çok sorun yaşadıkları gibi bir gerçek vardır. Ancak tüm gebeliklerin yarısı zamanından önce ya da 40. haftadan önce doğarken, gebeliklerin diğer yarısı da 40 haftayı geçtikten sonra doğmaktadır. Yani hamileliklerin yarısı gebeliğin 41., hatta 42. haftasına kadar uzamaktadır. Fakat 41 hafta geçtikten sonra, gebeliği takip eden doktor 42 haftanın sonunda bebeğin doğmasını sağlayacaktır. Anne adayları ve doktorlar gebeliği öğrendikten sonra neredeyse her hafta doğumun muhtemel olarak hangi haftada doğacağına dair görüş bildirirken, aslında bebeklerin % 5’ten daha azı beklendikleri tarihte doğmaktadır. Yani hesaplanan gün geçtiği halde doğum gerçekleşmediyse endişelenmeye gerek yoktur. Çünkü bu da sıradan ve sık rastlanan bir durumdur.

40 hafta ultrason

Anne rahmindeki bebeğin hesaplanan haftada doğmamış olması, bir soruna işaret değildir. Zira gününü geçirmiş bir bebek çoğu zaman aslında gününü geçirmemiş, gebelik haftası yanlış hesaplanmıştır. İmkansız olmasa da çok nadir olarak da bebeğin gerçekten gününü geçirmiş olma ihtimali vardır. Bu tür vakalarda bebek doğduğunda genellikle cildi kuru, çatlak, soyulmaya başlamış, sarkık ve kırışık olur. Buna sebep olan faktör ise bebeğin cildini koruyan verniks tabakasının doğum yaklaşırken yok olmuş olması ve dolayısıyla da cildin korunamamasıdır. Ancak bu tür bir bebek için de endişelenmeye gerek yoktur. Çünkü doğumdan sonraki birkaç gün ya da en fazla 1 hafta içinde bunların hepsi geçecektir.

Beklenen tarihten daha geç doğmak genellikle bebek ya da anne adayı için bir sorun teşkil etmez. Bu tür bebekler doğduklarında tırnakları ve muhtemelen saçları normalden daha uzun olur, cildinde neredeyse hiç bebek tüyü bulunmaz ve biraz daha uyanık, gözleri açık ve dikkatli olarak olurlar.

Doğum öncesinde sakinleştirici teknikler kullanmak faydalı olur!

Doğumun sezaryenle yapılması haftalar öncesinden belirlendiyse ya da son haftalarda bebeğin ters durduğu tespit edildiği için sezaryene karar verildiyse veya normal doğuma en gel herhangi bir sorundan dolayı sezaryen yapılacağı belliyse anne adayı doğum sancıları yaşamadan uygun bir günden bebek sezaryenle alınır. Ancak her şeyin yolunda gittiği ve normal doğuma bir engel olmayan gebeliklerde her şey doğal sürecinde gelişmektedir. Normal doğum demekse gebelik gerçekleşinceye kadar ve özellikle de son birkaç saat içinde ağrılar, sancılar çekmek demektir. İşte bu ağrıları hafifletmek için bazı anne adayları doğum sürecinde ilaç kullanmayı tercih ederken, bazıları her şeyin en doğal şekilde gerçekleşmesini ister. Bu tür bir durumda da ağrıları, sancıları hafifletmek için farklı pozisyonlar, masaj, nefes teknikleri, rahatlama teknikleri, hipnoterapi gibi yöntemler kullanmak ve olabilecek en doğal yollarla doğurmak tercih edilmiştir. Gebelikte doğuma hazırlık kurslarına katılan, bu konuda bilgi edinen anne adayları sakinleşmeye yardım edecek farklı gevşeme tekniklerinden destek alarak süreci kolaylaştırıyor.

  1. Aşamalı olarak kas gevşetme

Doğum yaklaşırken ve hatta gebelik süresince de kasların gevşetilmesi pek çok gebelik komplikasyonunu ve doğum sürecini kolaylaştırır. Bunun için anne adayı ister başından ayaklarına doğru, isterse ayaklarından başına doğru her seferinde bir kas grubunu gevşeterek sırasıyla vücudun diğer bölümlerini rahatlatır.

  1. Dokunarak gevşeme

Eş ya da bir aile bireyi, anne adayının şakaklarından başlayarak ensesine, omuzlarına, sırtına, kollarına, ellerine, bacaklarına, ayaklarına uzun değil, birkaç saniye süren hafif dokunuşlar yapabilir. Bu işlem ruhen ve bedenen rahatlatır.

  1. Masaj

Mutlu ve rahat bir gebelikte zaman zaman masaj yaptırmak çok iyi gelir. Doğum başlarken rahatlamak için de eş ya da hamile masajı eğitimi almış birisi anne adayının sırtına, omuzlarına, bacaklarına, kollarına masaj yaparsa rahatlatıcı olur. Bu amaçla alın ve şakaklara küçük dairesel hareketlerle dokunmak kasların gevşemesine ve endorfin hormonu salgılanmasına yardımcı olacaktır.

  1. Güdümlü görsellik uygulaması

Doğum yaklaştığında psikolojik olarak rahatlayabilmek doğumun çok daha kolay ve ağrısız geçmesini sağlayacaktır. Anne adayı bunun için hayal gücünü kullanarak çok sevdiği, huzurlu, rahatlatıcı yerlere gidebilir. Bu bağlamda belki yemyeşil bir yayla, uçsuz bucaksız bir deniz kenarı, belki ağaçlarla kaplı bir orman veya bir şöminenin başı işe yarayabilir.

  1. Meditasyon

Meditasyon, zihin ve beden tekniği ile dikkati kendine yöneltme, nefes alma veya bir kelime, cümle ya da sesi tekrarlama üzerine konsantre olarak rahatlama tekniğidir. Doğum yaklaşan anne adayları da bilincini meşgul eden ve onu endişelendiren, strese sokan düşünce akışına meditasyon tekniği ile engel olabilirler. Meditasyon sayesinde klasik doğumdan kaynaklanan sorunlu geçici olarak durması, fiziksel olarak rahatlama ve zihinsel bir dinginlik elde etmek mümkün olabilir.

  1. Doğru nefes alma teknikleri

Doğru nefes alma; her yaştan, her sağlık durumuna sahip kişi için genel vücut sağlığını koruyucu bir etkinliktir. Özellikle de gebelik söz konusu ise ve doğum gerçekleşmek üzereyse doğru nefes almak çok daha önemlidir. Anne adayı doğru nefes alma tekniklerini uygulayarak serin, temiz bir havanın ciğerlerine dolduğunu hisseder, ruhsal ve fiziksel tüm gerginliğini dışarı attığını hayal eder. Bunun için anne adayı temiz bir alanda burnunda derin bir nefes alır ve ağzından yavaşça nefes verir. Bunun etkili olabilmesi için anne adayı normalden daha yavaş ve daha hızlı nefes uygulamaları yaparak doğum sancılarını hafifletebilir.

Ne zaman gidilmeli?

Doğum yaklaştığında anne adayının hissettiği sancılar takip edilerek doğuma ne kadar süre kaldığı tahmin edilebilir. Şöyle ki; sancılar 5 – 10 dakika gibi kısa süreli aralıklarla geliyorsa, daha ortalama 1 saat kadar evde kalmak, ardından hastaneye gitmek önerilir. Ancak bunun için yarım saat içinde hastaneye ulaşılabileceği varsayılır. Hastanenin çok uzak olduğu, ulaşım koşullarının zor olduğu, hava şartlarının olumsuz olduğu vakalarda sancılar geldikten sonraki en kısa süre içinde evden çıkmak en doğrusu olur. Fakat henüz gerçek sancılar gelmediyse, doğum süreci gerçekten başlamamışsa anne adayının hastaneden eve geri gönderilme riski de vardır. Bunu da hesaba katmak ve eğer doktor eve gönderirse bundan rahatsız olmamak gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir