adet düzensizliği

Ergenliğe girişin ardından kız çocukları, ayda bir kez adet kanaması yaşamaktadırlar. Ülkemizde ortalama 11-14 yaşları arasındaki kız çocukları adet görmeye başlamaktadırlar. Adet kanamasının başladığı ilk yıllarda ara sıra gecikmesi ya da beklenen zamandan erken olması, bir ay daha azken bir sonraki ay daha yoğun olması normal karşılanmaktadır. Normal sağlık koşullarında 2-3 yıl içinde adet kanamalarının yoğunluğu ve sıklığının düzene girmiş olması gerekmektedir. Adetin düzenli olmasından kasıt; iki adet arasında geçen zamanın 21-35 gün civarında olması, kanamaların 3-5 gün arasında sürmesidir. Dönem dönem adet dönemlerinde 1-2 günlük sapmalar olması normal karşılanabilirken, bunun sıklıkla yaşanması bir sağlık sorununa işaret edebilmektedir.

İki adet arasında geçen sürenin 21 günden kısa, 35 günden uzun olması, adet kanamalarının 6 günden uzun sürmesi kesinlikle uzman doktora başvurulması ve araştırılması gereken bir durumdur. Ayrıca çok sık rastlanılan bir durum olmasa da 15-16 yaşına geldiği halde adet olmayan ya da 10 yaşından önce adet olan kız çocuklarının da bir sağlık sorunu olduğu hesaba katılıp, sorunun sebepleri ve tedavisi üzerinde durulmalıdır.

Adet düzensizliklerinin nedenleri nelerdir?

Her kadının genetik, biyolojik, psikolojik yapısı ve hikayesi farklı olduğundan, hepsinin metabolizmasının olayları karşılama, hazmetme ölçüsü de farklıdır. Düzenli adet görmeden bahsedilirken verilen zaman aralıklarının nispeten geniş olmasının sebebi de budur. Zira en ideal adet dönemi; 28 gün arayla olan, 4 gün süren ve günde 3 ped değiştirecek kadar kanama olan adettir. Ancak bu durum bünyeye göre farklılık gösterdiğinden aralıklar daha geniş tutulmuştur. Bu bağlamda kadının adet dönemlerindeki düzensizliklerin en önemli sebeplerinin organik ve hormonal kaynaklı olduğunu söylemek mümkündür. Örneğin kadının yumurtalık, rahim gibi üreme organlarının anatomik bozuklukları, miyom, polip, kist gibi normal dışı oluşumlar gibi organik sebepler kadınlarda adet düzensizliği sebeplerinin yaklaşık olarak % 25’ini oluşturmaktadırlar. Bunların dışında yumurtalıklardan salgılanan hormon bozuklukları, tiroid bezindeki hormon sorunları ve uzun süre kullanılan doğum kontrol hapları kadınlarda adet düzensizliğine yol açmaktadırlar.

Tüm bunlarla beraber adet kanamalarında geçici, kısa süreli düzensizliklere yol açan en önemli etkenler stres, depresyon, bir yakının kaybı gibi psikolojik sebeplerdir. Kişinin psikolojik durumundaki dengesizlikler, çalkantılar beyin fonksiyonlarını ve dolayısıyla hormon salgılarını da etkilediğinden psikolojik anlamda rahat olmayan kişinin pek çok fonksiyonu olduğu gibi üremem ve yumurtlama fonksiyonları da gerektiği gibi çalışmaz.

Adet düzensizliği ve gebe kalma arasında nasıl bir ilişki vardır?

Düzenli olarak adet gören kadının düzenli olarak yumurtladığından ve gebe kalabilme şansının yüksek olduğundan söz etmek mümkün olabilir. Bu sebeple bebek sahibi olmak isteyen kadınlar adet düzensizliği yaşıyorlarsa çok daha erken dönemde doktora başvurulmalı ve bu sorunun tedavisine başlanmalıdır.

Adet düzensizliği nasıl tedavi edilir?

Adet düzensizliğinin tedavisinde en önemli faktör, bu soruna yol açan sebebin bulunmasıdır. Adet düzensizliğine yol açan etken bulunduğunda o paralelde bir tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Soruna yol açan nedeni saptamak adına öncelikle jinekolojik muayene, ardından ultrason ve son olarak da hormon değerlerinin belirlenmesi için hormon testleri yapılmaktadır. Rahimde, yumurtalıklarda ya da vajinada polip, miyom, tümör gibi anatomik bir sorun varsa cerrahi müdahale yapılır ki bu da, laparoskopi adı verilen kapalı ameliyat yöntemidir. Sorun hormonal kaynaklı ise hormon salgılarını düzenleyici ilaç tedavisi uygulanır ve problem çözülmüş olur.

Author

Write A Comment