hamilelik.com © 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Anne ve Baba Olmak İçin Hazır mısınız?

Anne ve Baba Olmak İçin Hazır mısınız?

Gebelik dönemi, iyi ve kötü durumları bir arada yaşatan, oldukça önemli bir dönemdir. Gebelik haberinin henüz alındığı ilk dakikadan itibareden endişe ve neşe duyguları bir arada yaşanır.  Bu noktada dışarıya çok belli edilmese de; yetersizlik, suçluluk, kaygı ve belirsizlik gibi duygular ağır basmaya başlar.

Bu değişen duygu durumları anne adayında olduğu kadar baba adayında da yaşanabilmektedir. Baba adayları;  bu görev için yeterli donanıma sahip olup olmadığı konusundaki endişelenir. Kimi zaman çocuğuna öğretebileceği şeylerin yeterince ‘’cool’’ olmadığını düşünüp, telaşlanabilir. Bu gibi durumlar, elbette ki psikolojiktir. Ancak anne adayında durum böyle değildir. Gebelik döneminde yaşanan hormonal ve fiziksel değişimler, kadının düşüncelerini direkt olarak etkiler.  Gebelik döneminde böyle git-geller yaşanması, anne ve baba olmaya hazır olmadığınızı göstermez. Bu kaygılar aslında; çocuğunuz dünyaya geldikten sonra ona her şeyin en iyisini vermek istediğinizi ve en iyi şekilde anne ve baba olmak kaygısı taşıdığınızı gösterir.  Bu kaygılar oldukça normaldir. Gebelik döneminin getirdiği stres, hormonal değişimler, kimi zaman ekonomik sorunlar bu kaygıların artmasına yol açar. Bu noktada önemli olan kendinize güvenmeniz!

Annelik Dürtüleri!

Her anne adayının, anne olmak ile ilgili temek dürtüleri vardır. Bu şekilde bebeğini korur, kollar, bebeğini besler ve bebeğine bakar. Yani bebek dünyaya geldikten sonra, hiçbir şey bilmeseniz dahi, dürtüleriniz siz yönlendirecektir. Fakat elbette ki anne olmanın heyecanı, hormonal değişimlerin devam etmesi,  yakın akrabalardan duyulan efsaneler ya da abartı hikayeler, bu dürtünüzü biraz da olsa susturabilir.

Bu noktada hiçbir anne adayı ile kim daha iyi anne, rekabetine girmeden, kaygılarınızı bir kenara bırakarak yalnızca bebeğinize odaklanın.  İlk aylarda yaşacağınız yetersizlik duyguları, yani ‘’bebeğime yeterince bakamıyorum, iyi bir anne olamayacağım, yanlış mı bakıyorum, anne olmak için çok güçsüzüm.’’ Gibi abartılı ve olumsuz düşünceler hormonal değişim sebebiyle normaldir. Gebelik boyunca fiziksel olarak değişime uğramış, büyük bir doğum atlatmış biri aslında ne kadar güçlü olsa da, içten içe kendini kırılgan ve yetersiz hisseder. Belirli bir noktaya kadar bu duyguları hissetmek normaldir. Bu duyguların bebeğin bakımına yansımayacağından emin olduktan sonra, bir kaç ay sonra, vücudunuz toparlanıp bebeğiniz büyüdüğünde düzelebileceğiniz unutmayın. Kimi zaman da bu durum düzelmez. Bu gibi durumlarda ‘’lohusalık hüznü’’ ve ‘’ doğum sonrası depresyonu’’ adı verilir.

yeni anne baba
Bebek ile ilgili kaygılar evliliği etkiler mi?

Özellikle de ilk bebeğini bekleyen çiftlerde, belirli korkular söz konusu olur. ‘’Acaba evliğimiz eskisi gibi olacak mı? Cinsel yaşamımız bitecek mi? Karım-Kocam, bebeğimizi daha mı çok sevecek? Kendimize vakit ayırabilecek miyiz? Baba- Anne olabilecek mi?’’ gibi sorular asla bitmez. Eşler, birbirinden hem eş olarak, hem de ebeveyn olarak daha çok şey beklemeye başlarlar

Yaşanılan bu olumsuz durumlar, ilişkiye yansıyabilir. Ancak kontrol altında tutulması hayal değildir. Özellikle de iş erkeğe düşmektedir. Erkek bir noktadan sonra, kendi kaygılarını gözardı etmeli ve tamamen anneye odaklanmalıdır. Annenin hormonal sebeple değişimi, normal düşünmesini engelleyebilir. Bu sebeple de erkek eş, karısını bu gibi olumsuz düşüncelerden de koruyabilmektedir. Kendini ve çocuğunu güvende hisseden kadın, olumsuz duygulardan uzaklaşır, böylelikle kaygılar evlilğe daha az yansır ve dolayısıyla baba da daha mutlu olur.


Annelik yapabiliyor muyum?

 

Her anne, çocuğunun en iyisini hak ettiğini düşünür. Bu sebeple de çocuğuna dünyaları da verse, yetmez. Bu oldukça normaldir. Özellikle de erken annelik döneminde annenin kendini yetersiz hissetmesi, çocuğa bakamadığını düşünmesi normaldir. Bu noktada, anneliğe adapte oldukça bu durumun yeterliliğe dönüşmesi beklenir. Hatta kadın kendi annesine dahi ‘’ sen yapamazsın, ver ben yapayım.’’ Şeklinde karşı bile çıkabilir!

Bu noktada çevrenin davşanışları oldukça önemlidir. Anneye ‘’beceremedin’’ gibi olumsuz eleştirilerin yapılması, annenin daha da korkmasına ve yetersizlik duygusunun artmasına yol açacaktır. Özellikle de henüz ilk bebekleri olan annelerin tecrübesizliğini eleştirmek oldukça yanlıştır. Bu noktada gene baba devreye girer. Baba da bu noktada baba olmaya henüz alışma aşamasında olsa da, anneye mutlaka destek vermelidir. Gelen olumsuz eleştirileri savurmalı, kendi de anlayışlı olmalıdır. ‘’Düşecek çocuk’’, ‘’altını temizleyemedin.’’ Gibi olumsuz eleştiriler yerine, ‘’ alışacaksın hayatım, sen yaparsın, sana güveniyorum.’’ Şeklinde teşvik edici sözler söylenmelidir.

Erkek bu noktada sürekli kendine hatırlatmalıdır. Kadınlar da insandır. Anneliğin kutsal olması, anneliğin süper güçleri olduğundan ileri gelmez. Annenin de dinlenmeye, yalnız kalmaya, eğlenmeye ihtiyacı vardır. Bu noktada babanın yardımcı olması gerekir. Bu durum evliliği de etkiler.

 

Bebeğiniz için kaygı ve endişe mi duyuyorsunuz? Bu öneriler size biraz yardımcı olabilir:

  • İyi bir iletişime sahip olursanız, birçok sorun çözüme ulaşacaktır. İyi bir iletişimde; çatışmalarla baş edilir, duygular dürüstçe, örtülmeden ifade edilir. Bu gibi durumlarda, çözüm daha kolay bulunur.
  • Gebelik ve gebelikten sonraki lohusalık döneminde mutlaka bilgi sahibi olmalısınız. Lohusalığın zor bir süreç olduğunu, sizi fizisel ve ruhsal olarak zorlayabileceğini bilmelisiniz.  Bu süreçte, baba da konu hakkında bilgi sahibi olmalı ve eşinin yanında olarak onu güvende hissettirmeli.
  • Eşler arası iş bölümü yapmak önemlidir. Bu sayede anne, bütün yükün omuzlarında olduğunu düşünmez. Özellikle ilk bebek dünyaya geldikten sonra, çiftlerin büyük bir kısmında adalet duygusu olmağı için ilişki zedelenebiliyor.Bu sebeple iş bölümü yapın. Biri dinlenirken, biri bebekle ilgilensin. Biri bebekle iken, diğeri evin işlerini halletsin.
  • Yalnız da zaman geçirin. Bu aşamada anne gebelik sürecinde ve lohusalık döneminde hiçbir şekilde yalnız ve bireysel bir vakit gerçimemiştir. Bu noktada anne olmak rolünü üstlenen kadın, olaylara biraz geriden bakıp, durumu anlamaya çalışmalıdır. Bu sebeple de ara ara babanın bebekle ilgilenmesi ve annenin arkadaşlarıyla dertleşmesi ya da yalnız kalması önemlidir.
  • Çift olarak birbirinize zaman ayırın. Bebeğiniz dünyaya geldikten sonra aranızdaki ilişkiyi ihmal etmediğini ufak şeylerle de olsa belli etmelisiniz. Bu süreçten güçlenerek çıkmanın tek yolu budur. Birbirinizi hala düşündüğünüzü, önemsediğinizi ve hala romantik bir çift olduğunuzu gösterin.
  • Babalar, içinde bulundukları sürece, anneden daha geç adapte olurlar. Bu durum sebebiyle babalar, anneler tarafından suçlanmamalı, anlayışla karşılanmalı ve teşvik edilmelidir.
  • Unutmayın, artık bir ailesiniz. Sizi ne olursa olsun sevecek, size altmış yaşına da gelse ihtiyaç duyacak bir çocuğunuz var. Bu sebeple kendi kaygı ve endişelerinizi bir kenara bırakarak, birbirinizi her konuda destekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir