hamilelik.com © 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Bebeklerde Sarılık

Bebeklerde Sarılık

Önce gebe kalabilmek için daha gebelik denemelerinden aylar öncesinden başlayan sağlıklı yaşam ve beslenme ile ilgili hazırlıklar. Sonra doğal yolla gebe kalabilme denemeleri, mümkün olmazsa da üremeye yardımcı tedavi yöntemleriyle uzun ve kimi zaman zorlu bir süreç, nihayet gebelik gerçekleştikten sonra da sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek ve sağlıklı bir bebek sahibi olabilmek amaçlanır. Aslında doğuma kadarki bu süreç ne kadar da sıkıntılı, zorlu, heyecanlı oluyor. Her şey çok güzel ve olumlu seyrettikten sonra nihayet doğum gerçekleşiyor ve bu sefer de yeni annenin lohusalık dönemi sorunları, bebeğin de yenidoğan sorunları gün yüzüne çıkıyor. Nasıl yani doğumla birlikte her şey bitmiyor mu derseniz; hayır, yeni başlıyor. Yenidoğan dönemi bebekler ve anneler için en önemli ve riskli dönemdir.  Çünkü her şey çok yeni, bebek de çok hassastır. Yenidoğan dönemi sorunlarından bahsedildiği zaman ilk olarak bebeğin anne sütü alamama riski ve sarılığa yakalanma riski konuşulmaktadır. Çünkü her ikisi de çok ciddi sorunlara sebep olabilmekte ve aslında bir bakıma da birbirleriyle bağlantılı olabilmekteler. Yenidoğanda sarılığa ve nedenlerine, tedavisine geçmeden önce sarılık nedir, neden olur bir bakalım.

Sarılık nedir?

Sarılık, kişinin kanındaki bilirubin düzeyinin artması sonucunda deri, göz ve mukozaların sarı renk alması sorunudur. Bu sararmalar bir belirti olup çeşitli nedenlerden kaynaklanıyor olabilir, genellikle tek bir hastalığa işaret etmez.

Sarılığa detaylı bir şekilde bakmak gerekirse; hepatit sorununa genellikle A, B, C, D, E virüsleri sebep olmaktadır. A ve E virüsleri çoğunlukla dışkı yolu ile bulaşmaktadır. A virüsü ile oluşan bulaşıcı sarılık vakasında hastanın dışkısı, sarılığın var oluşundan 2 hafta öncesi ile 1 hafta sonrasını içine alan süreçte çok fazla bulaşıcıdır. Bu virüslerden kaynaklı olan hepatitler temelde virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin, yani sebze ve meyvelerin yenmesi ile bulaşır. Bu bakımdan virüsün bulunduğu yüzeylere temas etmiş ellerin ağza değdirilmesi de kişisel bulaşmada ve virüsün yayılmasında çok önemli olmaktadır.

B ve C virüsleri ise temelde kan yoluyla, yani kan ve kan ürünlerinin alınması, mikroplu enjektör ve iğnelerinin kullanılması, ortak jilet veya diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi ve cinsel ilişki ile bulaşır. Sarılık hastalığının, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de çok sık rastlanan durumlardandır.

Sarılık belirtileri nelerdir?

Sarılık vakalarında en sık rastlanan belirtiler; halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst bölümünde ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması şeklinde sıralanabilir. Sarılık durumunda sıklıkla kısa süreli yüksek ateş de olabilir. Bazı hastalar enfeksiyonu hiç sararmadan; halsizlik, eklem ağrıları ve hafif ateş ile gribal enfeksiyon belirtileri ile de geçirebilirler.

A ve E hepatit enfeksiyonları doğru müdahale ile tamamen iyileşebilirken, B ve C hepatitleri ise kronikleşebiliyor. Tam olarak sağlık ve yaşam politikası oturmamış, yani gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde hepatit B hala önemli bir sağlık sorunudur. Hepatit C’nin ise aşısı henüz bulunamamış, ancak bunun üzerine tıbbi çalışmalar devam etmektedir. Hepatit B ve C hastalarının bir kısmı kronikleşip siroz ve ileri dönemde karaciğer kanserine dönüşebildiği için de çok ciddiye alınmalıdır. Hepatit C vakalarının seyri hepatit B’ye göre daha ağırdır ve daha tehlikelidir. C hepatiti özellikle hemodiyaliz hastaları ve sık sık kan nakli yapılan hastalar için hayati bir tehlike oluşturabilmektedir.

Yenidoğan sarılığı nedir?

Bir bebeğin hayatının ilk 28 günlük süreci “yenidoğan dönemi” olarak adlandırılmaktadır. Yenidoğan dönemi hastalıklara yakalanma ve hatta ölüm konusunda en hassas dönem olarak bilinir. Yenidoğan bebeklerin en sık olarak yaşadıkları sorunların başında da sarılık geliyor. Öyle ki; yenidoğanların yaklaşık % 60’ında sarılık görülmektedir. Eğer bebek zamanından erken doğduysa bu oran % 80’e kadar çıkabilmektedir.

Yeni doğan bebeklerin sıklıkla yaşadıkları sarılık sorunu çoğunlukla fizyolojik sarılıktır. Bu da ciddi bir sorun olmadığı ve 1 – 2 hafta içinde kendiliğinden geçeceğini gösterir. Anne karnındaki bebeğin kanında gereğinden çok fazla biluribin birikmesiyle yenidoğanlarda sarılık olmaktadır. Yani kanda biluribin birikmesi kendini deri ve göz aklarının sararması şeklinde göstermektedir.

Bilinen odur ki; sarılık, yenidoğan bebeklerde çok sık görülür ve her sarılık vakası da bebekte bir hastalık olduğu anlamına gelmez. Aslında basit şekilde anlatmak gerekirse sarılık, anne karnındayken plasenta aracılığıyla gerçekleşen bilirubin maddesinin vücuttan atılması hususunda, yeni doğan bebeğin ciğerlerinin yetersiz kalmış olmasıyla meydana gelmektedir. Yenidoğan bebeklerin pek çok organı zaten ilk birkaç hafta görevlerini tam olarak yerine getiremeyebilir. Bu bağlamda yenidoğan bebeğin küçücük kara ciğerlerinin ilk başta dengeyi tutturamaması, görevini yeterince yerine getirememesi de gayet olası bir durumdur. İşte bu sebeple de atılamayan bilirubinin fazlası kan ve dokularda birikir, bebeğin cilt ve gözaklarında sarı bir renk oluşur. Zaten bu rahatsızlık “sarılık” adını da buradan alır.

Bebeğin karaciğerinin henüz tam olarak olgunlaşmamasına bağlı oluşan sarılık fizyolojik sarılık ya da normal sarılık olarak adlandırılır ve doğumdan sonraki ilk 24 saatin ardından genellikle 2. veya 3. günlerde bebeklerde gözle görülür şekilde ortaya çıkar. Bu fizyolojik sarılık etkileri yaklaşık bir hafta içinde kalıcı bir etki bırakmadan kaybolur, gider. Ancak bebeğin erken doğduğu, yeterince gelişemediği “prematüre bebek” vakalarında ise bu süreç daha farklı seyreder. Çünkü bu bebeklerde belirtiler daha geç dönemde ve daha şiddetli bir şekilde görülür. Bu bakımdan bebeğin iyileşme süreci de daha uzun olur.

Yeni doğan bebeklerde sarılık çok önemli bir sorundur ve kesinlikle erken dönemde tespit edilmesi ve takibi çok önemlidir. Çünkü bebeklerde sarılık genellikle kendiliğinden geçmiş olsa bile, bazı durumlarda bilirubin yüksek seviyelere ulaşıp bebekte beyin hasarına neden olabilir. Bu sebeple de sarılığı olan yeni doğan bebeklerin doğumdan itibaren ilk bir hafta içinde doktor takibinde olması, sıra dışı her durumda doktora danışılması gerekir. Bu bakımdan sarılığı olan yenidoğanların özellikle ilk bir hafta, 10 gün içindeki doktor takipleri son derece önemli ve gereklidir. Zaten doğduktan sonraki 10 günün sonunda bebeğin kan beyin bariyeri kapanarak bilirubinin kandan beyne geçmesinin engellendiği bilinmektedir.

Bilirubin nedir?

Sarılıkta temel sebep biluribin seviyesinin yükselmesidir. Bilirubin ise vücuttaki kırmızı kan hücrelerinin yıkımı sırasında açığa çıkan hemoglobinin parçalanması ile oluşan bir maddedir. Bu şekilde oluşan bilirubin karaciğere gelir, safra olarak da bağırsaklar ve idrar yoluyla vücut dışına atılır. Eğer bebeğin kanında karaciğerin işlem görerek atabileceği safradan daha fazla bilirubin meydana gelmişse, bu bilirubin dokularda birikir ve böylelikle de yenidoğan sarılığı oluşur.

Yenidoğan sarılık belirtileri nelerdir?

Yeni doğan bebeklerde sarılık olursa bu durum bebeğin vücudunda gözle görülen belirtilerden net olarak anlaşılabilir. Yeni doğan bebeklerin gözlerinin beyaz yerlerinde, burun çevrelerinde ve yüzlerinde görülen belirgin sarı renk en net sarılık belirtileridir. Sarılık ilerlerse de bu sararmalar bebeğin tüm vücudundan görülür. Bunun tespiti için parmakla hafifçe buruna ya da karına bastırıp kaldırarak bakmak gerekir. Eğer bastırıp kaldırıldığında sarı renk daha net bir şekilde fark ediliyorsa sarılıktan bahsedilir.

Bilirubinin yükselmesiyle bebekte nasıl belirtiler görülür?

Kanda biluribinin yükselmesiyle sarılık ortaya çıkar ve yükselen bilirubin bebekte daha uzun süreli uyku yapmaktadır. Sarılığı olan yenidoğan sürekli uyumak ister, çok uzun süreli uyur ve emmek istemez. İşte bu durumda beslenmenin azaldığı için vücuttan atılım da azalır ve dolayısıyla bilirubin değeri daha da fazla yükselir. Bu şekilde içinden çıkılmaz bir kısır döngü başlar. Eğer bilirubin çok fazla yükselip beyni etkilerse (kernikterus), o zaman bebek normalde olması gerekenden daha ince bir sesle ağlamaya başlar, sürekli başını geriye doğru atar ve her geçen gün daha da kötüleşerek, havale geçirme riski bile ortaya çıkar. Böylesi bir durumda bebekte ilerleyen dönemde çoğunlukla zeka ve motor gelişim geriliği, işitme ve görme sorunları ortaya çıkar. Bebeğin hem zihinsel hem de fiziksel sağlığı olumsuz etkilenir, gelişim geriliği olur.

Yenidoğan sarılığının fiziksel nedenleri nelerdir?

Yeni doğan bebeklerin sıklıkla yaşadıkları sarılık fizyolojik sarılıktır ve genellikle doğumdan sonraki ikinci gün başlar, üçüncü ve dördüncü günlerde en yüksek seviyeye ulaşır. Ancak beşinci günden itibaren de giderek azalır ve kaybolur. Yenidoğanda sarılığa sebep olabilecek ve yakından takip edilmesi gereken diğer nedenler arasında en önemlilerden birisi kan grubu uyumsuzluğudur. Yani annenin kan grubu Rh (-), bebeğin kan grubu Rh (+) olduğunda Rh uyumsuzluğu; annenin kan grubu O, bebeğin kan grubu A, B veya AB grubu olduğunda ise ABO uyumsuzluğu olur. Anne ve bebek arasında yaşanan kan grubu uyumsuzluğu annede bebeğin kan grubuna karşı antikorlar gelişmesine sebep olmaktadır. Annenin kanında oluşan bu antikorlar plasenta yoluyla da bebeğe geçer ve bebeğin alyuvar hücrelerinin parçalanmasına sebep olur. İşte bunların sonucunda açığa çıkan fazlaca bilirubin, bebekte sarılık olmasına neden olur. Yeni doğan bebeklerde kırmızı kan hücrelerinin aşırı hızda ve yüksek miktarda parçalanması sorundur. Bebeğin karaciğeri aşırı miktarda oluşan bilirubini işleyecek kapasiteye sahip değildir.

Yenidoğan sarılığının diğer nedenleri nelerdir?

  • Bilurubin yüksekliği ile ilgili doğumsal hastalıklar ve kusurlar,
  • Enzim sorunları ve kalıtsal olarak sahip olunan hastalıklar,
  • Bazı ilaçların çok yüksek dozda alınması,
  • Bebeğin anne karnındayken geçirdiği bazı hastalıklar,
  • Hepatit,
  • Safra yollarını kapatan hastalıklar,
  • Annenin şeker hastası olması,
  • Anne sütü almaması,
  • Bebeğin doğumdan sonra çok fazla kilo kaybetmesi

Yenidoğan sarılığı değerleri nasıldır?

Bebekte sarılık belirtileri görüldüğünde topuktan alınan kanda biluribin değerine bakılır. Buna göre kanda bilirubin miktarı;

  • 5 – 8 mg/dl arasında ise bebeğin baş ve boyun bölgesi sararır.
  • 8 – 10 mg/dl arasında ise vücudun üstü sararır.
  • 10 – 13 mg/dl arasında ise vücudun alt kısmı sararır.
  • 13 – 16 mg/dl arasında ise kol ve bacaklar sararır.
  • 20 mg/dl civarında ise elleri ve ayakları sararır.

Sarılıkta ne zaman doktora başvurmalı?

  • Bebekte sararmalar ilk 24 saat içinde başlamışsa,
  • Sarılık her geçen saat yayılıyor ve daha koyu bir renk alıyorsa,
  • Bebeğin ateşi yükseliyorsa,
  • Bebek anne sütü almıyorsa,
  • Bebek yetersiz emiyorsa,
  • Bebek halsiz ve bitkin görünüyorsa,
  • Bebek normalde olması gerektiğinden daha uzun süreli uyuyorsa hemen doktora başvurmak gerekir.

Hangi bebeklere sarılık konusunda dikkat edilmelidir?

  • Zamanından erken doğan,
  • Doğum sırasında kafa derisinin altında kanama olan,
  • İlk 24 saat içinde sarılığı tespit edilen,
  • Emme sorunu olan ve iyi beslenemeyen,
  • Sarılığı 2 haftadan daha uzun süren,
  • Abisi ya da ablası bebeklik dönemlerinde sarılık tedavisi olarak ışık tedavisi almış ve ciddi sarılık olmuş olan bebeklere sarılık konusunda ekstra dikkat edilmelidir.

Yenidoğan sarılığı nasıl tedavi edilir?

Yenidoğan sarılığı genellikle herhangi bir müdahale gerektirmeden bir, iki hafta içinde yavaş yavaş kaybolur. Özellikle de uzun süre uyumasına izin verilmeyen, uykudan uyandırılarak anne sütü ile beslenen bebeklerin sarılığı daha kısa sürede geçer. Sarılığı hafiflemeyen, aksine ilerleyen vakaların ise tıbbi tedaviye ihtiyacı olur. Bu bakımdan öncelikle sarılık olan çocukların yakından takip edilmesi ve gerekirse acilen tedaviye alınması önerilir. Sarılık tedavisinde; ışık terapisi, intravenöz immunoglobulinler ve kan değişimi uygulanabilir.

Yenidoğan sarılığında ışık terapisi (fototerapi)

Yenidoğan bebeklerde doğum dönemi, yani erken mi, zamanında mı doğduğuna, kilosuna ve premetüre olup olmamasına göre belli çizelgeler oluşturulur. Sarılık olan bebeklerde bu çizelgelere göre bilirubin belli bir seviyeyi bulduğunda tedaviye başlanmaktadır. Sarılığın ışıkla tedavisinde bebek, özel bir ışık kaynağı altına yerleştirilir. Burada mavi -yeşil spektrumda ışık kaynağı kullanılmakta ve bu ışık da bilirubinin idrar ve dışkı yoluyla vücuttan atılmasına yardımcı olmaktadır.

Yenidoğan sarılığının tedavisi için uygulanan fototerapi, yani ışık terapisi bebeğe herhangi bir şekilde zarar vermez, yan etkisi yoktur. Bu tedavide bebeğin gözlerinin ışıktan zarar görmemesi için gözleri kapatılır. Ancak bazı vakalarda yan etki olarak ciltte kırmızı döküntüler, bronzlaşma ya da sık ve sulu dışkılama olabilir. Bu süreçte sık sık bebeğin kanı alınarak bilirubin düzeyinin “güvenli” olarak belirtilen sınıra düşüp düşmediği kontrol edilir. Işık terapisi bittikten 1 – 2 gün sonra bilirubin seviyesi genellikle yeniden yükselir ve sonrasında normale döner. Tüm süreçte doktor kontrolü şarttır.

Yenidoğan sarılığında intravenöz immunoglobulinler

Yenidoğan sarılığının anne ve bebek arasındaki kan grubu farklılıklarına bağlı olarak oluştuysa anneden geçen antikorlar kırmızı kan hücrelerinin yıkılmasına neden olabiliyor. Bu durumda intravenöz immuno globulin uygulaması ile antikor seviyesi azaltılabilir ve normale düşürülebilir. Böyle olursa da kan değişimi riski azalabilir.

Kan değişimi

Anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı olduğu durumlarda annenin bebeğin kan grubuna karşı geliştirdiği antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçer. Bu durumda da bebeğin bilirubin seviyesi yükselir ve sarılık olur. Eğer bu uyuşmazlık Rh uyuşmazlığıysa, yani anne Rh-, bebek Rh+ ise sarılık bebek için oldukça tehlikeli boyutlara ulaşabilir, çok riskli olabilir. Ancak bir diğer kan grubu uyuşmazlığı, yani annenin kan grubu 0, bebeğinki A, B veya AB olması durumu söz konusu ise sarılık Rh uyuşmazlığına göre daha hafif seyreder. Bu bağlamda doğum yapacak olan kadınların kan gruplarına bakılarak Rh (-) ve 0 grubu annelerin belirlenmesi ve bebeklerin kan uyuşmazlığı yönünden takip edilmesi son derece önemli bir konudur.

Yenidoğanlarda sarılık yukarıda anlatıldığı üzere çok ciddi bir konu olduğundan, bebeklerin doğumundan itibaren sarılık açısından sık sık kontrol edilmesi, hekim kontrolünden geçmesi gerekiyor. Bu bağlamda sarılığın doğumdan sonraki ilk 24 saatte görülüp görülmemesi tanı açısından çok önemlidir. Hem doktor bebeği kontrol etmeli hem de anneler, babalar bebeği soyup gün ışığında bir pencere kenarında çıplak gözle kontrol etmeliler. Aynı zamanda bebeğin ateşinin yükselmesi, susuzluk belirtileri, halsizlik ve sarılık belirtileri görülürse acilen doktora götürülmelidir.

Sarılık belirtileri görüldüğü için ölçülen bilirubin seviyesi riskli düzeydeki bebekler; özellikle de kan uyuşmazlığı olan sarılıklarda ışın, özel ilaç tedavisi ve ciddi sarılık vakalarında, diğer tedavilere yanıt alınamazsa bebeğin kanının değiştirilmesi de gerekebileceği için en erken tanı ve en erken dönemde tedavi önemlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir