hamilelik

Herhangi bir sağlık ve üreme problemi yaşamayan çiftlerde normal şartlar altında korumasız düzenli ilişki ile yaklaşık bir yıl içinde gebelik meydana gelebilmektedir. Kimi zaman bu süre biraz uzasa da çiftlerin çoğu basit beslenme ve yaşam kurallarına dikkat ederek normal yollarla bebek sahibi olabilmekteler. Gebe kalamama durumunda ise çoğu zaman basit tıbbi uygulamalar yeterli gelirken bazen daha uzun süreli tedaviler gerekmektedir.

Doğurganlığı artırmak için yaşa dikkat etmek gerekir!

Doğurganlıkta erkeğin değil ama kadının yaşı neredeyse en önemli faktördür. 35 yaşından sonra hormonal dengeler fazlasıyla değişmekte, üreme sistemi ise çok yavaş çalışmaktadır. Bu sebeple kadınların 45 yaşından sonra gebe kalma ihtimalleri imkansız olmamakla beraber çok azdır.

Yumurtlama dönemi içinde cinsel ilişkiye girmemek gebe kalmayı zorlaştırır!

Kadınlarda bir sonraki adet dönemine ortalama 14 gün kala yumurtlama dönemi başlamaktadır. Bu süreçten 2 gün önce bir hafta sürecek bir düzenli ilişkiye başlamak gerekir. Yani adet dönemleri düzenli seyreden bayanlar bir sonraki adet başlangıcına 16-17 gün kala bir hafta boyunca 2 günde bir cinsel ilişkiye girdiğinde gebe kalma ihtimalini çok artıracaktır. Bu dönemler dışında girilen cinsel ilişki ile hamile kalmak düşük bir ihtimaldir.

Düzensiz aralıklarla ilişkiye girmek hamile kalmayı güçleştirir!

Hiç kimse hamile kalacağı günü, saati tam olarak bilememektedir. Bu sebeple her gün değil ancak 2 günde bir ya da haftada iki kez düzenli olarak korumasız ilişkiye girmek hamile kalma ihtimalinin yükseltmektedir. Ancak erkeğin sperm sayısı ve kalitesinin de önemli olduğu düşünüldüğünde her gün ilişkiye girmekten kaçınılmalıdır. Zira her gün ilişkiye girildiğinde döllenme sırasında kullanılan spermlerin sayısı az olacaktır ve onların içinden kaliteli, hareketli sperm bulunma ihtimali de düşecektir.

Aşırı kilolu ya da aşırı zayıf olmak hamilelik ihtimalini düşürür!

Boy ve kilo değerleri arasında uçurum denecek kadar fark olan aşırı zayıf ya da şişman insanlar, gebe kalma konusunda zorluk yaşamaktadırlar. Öncelikle aşırı kilolu (obez) olanlarda fazla kilolar; hormonsal dengeyi, vücudun rutin işleyişini bozduğundan gebelik için gereken koşullar sağlanamayabilmektedir. Bunun yanında aşırı zayıf olan kadınlar da yumurtlama problemleri sıkça görüldüğünden gebe kalmak zor olur. Ayrıca düşük kilolu kadınlarda düşük, erken doğum ve kansızlık tehlikeleri çok daha yüksektir.

Sigara ve alkol tüketimi doğurganlığı azaltır!

Sigara ve alkol tüketimi gebe kalma ihtimalini azalttığı gibi, erken doğum ve düşüklere de sebebiyet verebilmektedir. Zira sigara ve alkol alımı; yumurtalıkların zarar görmesine, üreme hormonunun etkinliğinin azalmasına neden olmaktadır. Sigara kullanan erkeklerin sperm sayıları ve kaliteleri, hareketlilikler de azaldığından sağlıklı bir döllenme ve gebelik oluşamamaktadır.

Stres ve düzensiz yaşam koşulları gebeliği zorlaştırır!

Hamile kalmak isteyen kadınların ve eşlerinin neredeyse tüm yaşam koşullarında düzenleme yapmaları gerekmektedir. Zira öncelikle hamilelik ardından da sağlıklı bir bebek sahibi olmada annenin ruhsal, fiziksel ve sosyal koşulları çok büyük önem taşımaktadır. Düzenli bir iş, ev ve sosyal yaşam çiftlerin ruhsal sağlıklarını da dengede tutacağından gebelik daha da kolaylaşacaktır. Ancak stresli bir iş gününün ardından eve gelen çiftlerin üreme fonksiyonları bozulacağından ilişkiye girilse bile gebelik gerçekleşmeyebilir. Stresli bir ortamda bulunan kadınlarda yumurtlama fonksiyonu bozulur ve yumurtaları rahme ulaştıran tüpler kasılır. Bu koşullar altında gebelik yaşanma ihtimali çok daha fazla düşer.

Author

Write A Comment