Category

jinekoloji

Category

Adet geciktirici ilaçlar, adı üzerinde olduğu gibi adetin geciktirilmesi için kullanılıyorlar ancak bu ilaçların işlevlerini gerçekleştirmeleri, tamamen barındırdıkları hormonlar ile alakalı. Zira kadınlarda adet dönemi, progesteron hormonunun salgılanmasının bir anda sona ermesi ile birlikte başlar ve rahim gebelik gerçekleşmediği için kendi içindeki dokuları dışarı atmaya başlar. Adet geciktirici ilaçlarda ise progesteron hormonu bulunur ve devam eden hormon alımı sayesinde adetin ortaya çıkması engellenir. Progesteron hormonu ise genellikle ayın ikinci yarısında enerjimizi alan, moralimizi bozan ve kendimizi kötü hissetmemize sebep olabilen bir hormondur. Dolayısıyla adet geciktirici ilaçların içerisindeki progesteron hormonu da benzer bir işlev görür. Adet Geciktirici İlaçların Yan Etkileri Var mı? Adet geciktirici ilaçların içeriğindeki bu progesteron, hem kısa vadeli hem de uzun vadeli bazı yan etkilere sahiptir ve bu nedenle ilaçların doktor kontrolünde kullanımı önerilmektedir. Kısa vadeli yan etkilere göz attığımızda, genellikle göğüslerde şişlik olması, meme uçlarında hassasiyet, göğüslerin daha dolgun hissedilmesi, ilaç bırakıldıktan sonra adetin düzensiz ve miktarında…

Bir ebeveyn için çocuğunuzun ergenlik çağına erken girdiğini keşfetmek endişe verici olabilir. Erken ergenlik yaşayan birçok çocuğun tedaviye ihtiyacı yoktur. Erken ergenlik durumunda, süreci durdurmak için tedavi uygulanması ise genellikle iyi sonuç verir. İşte kız çocuklarında erken ergenlik nedenleri ve çocuğunuzu nasıl etkileyebileceği ile ilgili bazı temel bilgiler. Erken Ergenlik nedir? Ergenlik 8-13 yaş arası kız çocuklarında ve 9-14 yaş arasındaki erkek çocuklarda görülür. Genelde anlamadığımız nedenlerle büyüme spur ve kemik matürasyonu yoluyla ilerlemeye devam eder. Ergenlik belirtileri gösteren 7 yaşından önce ve 9 yaşından önce olan çocuklar ilerlemiş olarak kabul edilir. 5.000 çocuğun yaklaşık 1’i erken ergenlikten etkilenmektedir. Orta ve periferik olmak üzere iki çeşit prematür puberte vardır. Orta erken erken ergenlik daha yaygın türüdür. Süreç normal puberteyle aynıdır, ancak erkenden olur. Hipofizden gonadotropinler denilen hormonların üretilmesi uyarılır. Bu hormonlar testisleri veya yumurtalıkları, diğer hormonları testosteron veya östrojen yapmak için uyarır. Kızlarda meme gelişimi gibi pubertenin değişimine neden olan…

G Noktasını Büyütme (G Shot) (Orgazm aşısı) G noktası; kadınlarda vajinanın ön duvarında yer alan ve adeta klitoris kadar hassas olan bir alandır. G noktası, G noktası keşfeden Dr. Ernest Grafenberg’in soy adının baş harfinden almaktadır. G noktası, vajinanın ön duvarında olan klitoristen 4-5 cm aşağıda olmaktadır. Bu alan erkeklerdeki prostat bezinin kadınlardaki karşılığı olarak tanımlanır. G noktası büyütme operasyonu yani orgazm aşısı adı verilen kemik ve lif karışımından oluşan madde ile G noktası büyütülür. Bu sayede bu alan hassaslaşarak cinsel ilişkiden orgazm olunabilmektedir. G noktası (G spot) nerede bulunur? G noktası, vajina içerisinde üst duvarda, idrar kanalının hemen altında yer almaktadır. Elle dokunulduğunda belirgin hale gelmektedir. Bu alan, erkeklerdeki prostat bezine karşılık gelmektedir. Vajina içerisinde salgı üretimini sağlayan skene bezlerinin yerleşmesinden oluşur.   G shot işlemi ne kadar sürer? G shot uygulaması birkaç dakikada tamamlanmaktadır. G shot işlemi ağrılı mıdır? G shot işlemi ağrılı bir işlem değildir. İşlem lokal…

Laparoskopik Ovaryan Drilling (Lod) Polikistik over sendromu, birçok yumurtanın aynı anda olgunlaşmaya çalışmasından dolayı meydana gelen hormonal bir rahatsızlıktır. Üreme dönemindeki birçok kadında polikistik over sendromu söz konusudur. Polikistik over sendromunun en ciddi problemi ise gebe kalmayı zorlaştırmasıdır. Özellikle de tüp bebek tedavisi ile gebe kalmaya çalışan kadınlar için kullanılan ilaçlar, polikistik over sendromu hastalarında OHSS yani yumurtalıkların aşırı uyarılması sorununu geliştirebilir. Bundan dolayı da tüp bebek tedavisi olumsuz etkilenebilir. Polikistik over sendromunda tedavi süreci oldukça uzundur. Özellikle de belirtileri hafifletmek adına uygulanan tedavi yöntemleri en erken 6 ayda cevap vermektedir. Erkek tipi tüylenme ve kilo verme gibi yöntemler, iradeli ve düzenli olarak uygulanan tekniklerle düzelmektedir. Laparoskopik ovaryan drilling operasyonu ise tüm tedavi yöntemlerine karşı cevap alınamamış hastalara uygulanmaktadır. Polikistik over sendromunun belirtileri nelerdir? Erkek tipi tüylenme, Sivilce ve akne, Kilo alma, Gebe kalmada zorluk, Adet görmeme, Düzensiz adet görme Ultrasonda yumurtalıkların üzerindeki kistik görüntüler olarak sayılabilir. Polikistik over sendromu…

Hiperekojenik Barsak Hiperekojen barsak durumunda ultrason kontrolleri sırasında gebeliğin karın bölümünde barsakların bulunduğu alanda beyaz renkte alanlar tespit edilir. Yaklaşık olarak her yüz gebelikten birinde görülen bu durum, gebeliğin 2. Üç aylarında görülmektedir. Genellikle de tedaviye gerek kalmadan hamilelik ilerledikçe kendiliğinden düzelir. Gebeliğin 3. Üç aylarından sonra ise ekojenik yani hiperekojen barsak izlenmesi söz konusu olabilir. Hiperejenik barsak görüntüsü olan hamileliklerin yaklaşık olarak %50 ve %80 oranında herhangi bir problem meydana gelmediği görülmektedir. Ancak nadir olarak aşağıdaki durumlar söz konusu olabilir: Down sendromu, Down sendromu dışında kromozomal anomaliler, Kistik fibrozis, Enfeksiyonlar, Bağırsaklarla ilgili sorunlar, Amnion suyu içerisine kanama olması ve bebeğin bu sıvıyı yutması, Amnion sıvısının yani bebeğin içerisinde yüzdüğü sıvının zarlarının enfeksiyon kapması, gibi olumsuzluklar söz konusu olabilir. Yapılan aralıkla ultrason kontrolleri sayesinde ekojenik barsak mevcudiyetinin devam edip etmediği ve kendiliğinden kaybolup kaybolmadığı takip edilir. Ayrıntılı ultrasonografi ile buna eşlik eden diğer anomaliler araştırılır. Ekojenik barsak tespit ettiğinde uygulanacak…

Vajinal kuruluk, maalesef kadınlarda karşılaşılan cinsel rahatsızlıklar arasında yer alıyor ve bilhassa cinsel ilişki sırasında oldukça ağrılı, acılı ve kanamalı bir sürecin başlamasına neden olabiliyor. Zira kadın vajinasının kendi kayganlaştırıcı sıvılarından mahrum kalması, sadece cinsel ilişkide değil, günlük hayatta bile yaşam kalitesini düşürücü bir etkiye sahip. Vajinal kuruluk konusunda adım atmadan önce vajinal ıslanmaya da kısa bir göz atalım. Vajinal Islanma Vajinal ıslanma, yani vajina girişinde bulunan salgı bezlerinin ürettikleri sıvılardan kaynaklı olan ıslaklık, vajinanın kayganlığının korunmasını sağlamaktadır ve bunun yanında vajinanın dış etkenlerden korunması hususunda da büyük önem arzetmektedir. Cinsel ilişki sırasında vajinanın kuru olması, hem acı ve ağrılara neden olacaktır hem de cinselliğin giderek korkulan bir şey olmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla cinsel hayatının aktif olmasını isteyenler, vajinal ıslanma konusunda dikkatli olmalılar. Vajinal ıslanmayı sağlayan bezler Bartholin ve Skene bezleri olarak adlandırılmaktadırlar. Bartholin bezlerinin salgılarını aktardıkları kanalların tıkanması bu salgıların vajinaya girişine engel olurken, Skene bezlerinde karşılaşılan sorunlar ise erkeklerdeki…

Doğal yollarla gebe kalamama gerekçesiyle doktora başvuran kadınlar, çoğu kez rahimlerinde doğuştan gelen normal dışı oluşumlar ya da yapısal bozukluklarla karşılaşmaktadırlar. Bebeklikten itibaren hiçbir şekilde belirti vermemiş, başka herhangi bir rahatsızlığa yol açmamış anomaliler, bebek sahibi olma isteği ve bunun gerçekleşmemesi ile gün yüzüne çıkabilir. Zira kadının gebe kalabilmesi ve fetüsün, embriyonun rahim içine tutunabilmesi için rahmin belli yapısal özellikleri taşıması gerekmektedir. Doğuştan gelen rahim anatomik rahim bozukluklarının pek çoğu cerrahi operasyonlarla tedavi edilebilmekte ve kadın rahatlıkla gebe kalabilmektedir. Neden rahimde doğuştan gelen anomaliler oluşur? Müler Kanalı; fetüsün iç genital organlarının henüz dişi ya da erkek olarak farklılaşmadığı dönemde oluşur ve kadın üreme sisteminin neredeyse bir taslağını meydana getirir. Rahim de, embriyo döneminde rahim ağzı ve rahmin ortada Müller Kanalı ile birleşmesiyle meydana gelmektedir.  Embriyonik dönemde gerçekleşen bu birleşmeden sonra iç duvarlar orta ya da ince bölme haline gelir. İlerleyen dönemde bu bölme rahim ağzından rahme doğru incelerek kaybolur. İşte…

Rahim iç zarı olan endometrium, her ay adet döneminde kalınlaşır ve adet kanaması ile birlikte rahim içinden dökülür. Bu rahim iç tabakasının normalden fazla kalınlaşması durumuna endometrial hiperplazisi adı verilmektedir ve bu durum kanserin öncüsü olarak değerlendirilir. Rahim içinde oluşması ve kalınlaşması gereken bu dokunun rahim dışında oluşması da endometriozis (çikolata kisti) olarak adlandırılmaktadır. Endometriozis vakalarında ağrı, adet düzensizliği ve kısırlık gibi sorunlar gözlenmektedir. İşte bu rahim içinde oluşması gereken tabakanın yumurtalıklarda oluştuğu durumlardaki endometriozis vakalarına ise endometrioma (çikolata kisti) denilmektedir. Yumurtalıklarda oluşan bu kistin içi kahverengi bir sıvı ile dolu olduğundan, buna çikolata kisti adı verilmektedir. Çikolata kisti etrafında bulunan dokulara, tüplere ve bağırsaklara yapışık bir şekilde konumlanır. Genellikle yumurtalıklardan birinde bulunana bu kistler kanser etkisi göstermezler ve nadiren 10-15 santimetre ebatlara ulaşsalar da genel olarak 4-5 santimetre büyüklüğündedirler. Endometrioma belirtileri nelerdir? Endometrioma sorunu; genellikle ağrılı cinsel ilişki, ağrılı adet görme, çok yoğun adet görme ve kısırlık gibi sorunlardan…

Bir bebek sahibi olmak isteyen kadınların yaklaşık olarak % 15’i doğal yollarla gebe kalamamakta ve kısırlık sorunu ile mücadele etmektedir. Kısırlık problemi olan bu kadınların çoğunluğunda da yumurtalıklar ve yumurtlama ile ilgili sorunlar yaşanmaktadır. İşte bu sorunların tedavisi için kullanılan ilaçların dozunun, sıklığının doğru ayarlanamaması da kadında başka sağlık sorunlarına sebebiyet verebilmektedir. Örneğin verilen ilaçlarla yumurtalıklar gereğinden fazla uyarıldığında OHHS (ovaryan hiperstimülasyopn sendromu) sorunuyla karşı karşıya kalabilmekteler. Yumurta geliştirici ilaçların pek çoğu fazla kullanıldığında; yumurtalıklarda çok sayıda kist oluşmakta, intravasküler volüm azalmakta ve vücutta ekstravasküler dokularda gereksiz su birikmektedir. Yumurta üretici, geliştirici ilaçlar kullanan kadınların yaklaşık olarak % 30’unda orta şiddetli, % 1-2 oranında da yüksek şiddetli OHSS yaşanmaktadır. Orta şiddette görülen OHSS kolayca tedavi edilebilirken, yüksek şiddette olduğunda tedavisi zor ve riskli olabilmektedir. OHSS için kimler risk altındadır? Yumurta geliştirici ilaçlara her bünyenin verdiği tepki farklıdır. Ancak yumurtalıkların gereğinden fazla uyarılmasının bu sendroma sebep olduğu da aşikardır. Genel olarak…

Normal sağlık koşullarına sahip olan üreme çağındaki tüm kadınlar 21-35 günlük arayla ayda bir kez adet kanaması yaşamaktalar. Bu kanamalara normal uterin (rahme ait) kanamalar da denilmektedir. Bu adet kanamalarının düzenli aralıklarla olması kadında yumurtlama ve üreme fonksiyonlarının yolunda gittiğini göstermektedir. Adet kanamaları genetik faktörler, beslenme bozuklukları, yaşanan iklimin özellikleri gibi etkenlere bağlı olarak biraz daha erken ya da geç başlayabiliyor olsa da, normal şartlarda 12-14 yaş civarında olan kız çocuklarında adet kanamaları başlar. Ergenliğe girişle beraber başlayan bu kanamalar kadının üreme fonksiyonlarının durduğunu gösteren menopoz dönemiyle sona ermektedir. İşte tüm bu süreç ve gelişim aşamaları normal sağlık koşullarına sahip olan kız çocukları için geçerlidir. Aksi durumda 18 yaşına geldiği halde adet kanamaları başlamayan, 9 yaşında adet kanaması gören, çok sık ya da çok seyrek kanamaları olan kadınlarda bir şeylerin yolunda gitmediği, anormal bir durumun var olduğundan endişelenip, doktora başvurmak gerekmektedir. Kanamaların anormal olduğuna nasıl ve ne zaman karar verilir?…