Category

Kısırlık

Category

Bir bebeğin toplum ve tıp dünyası tarafından normal cinsel gelişime sahip olduğunun düşünülmesi, kabul edilmesi için erkek ya da dişi cinsel organının tam olarak cinsel karakteri, yapısal özellikleri yansıtıyor olması gerekmektedir. Bebeğin cinsiyeti gebeliğin gerçekleştiği anda genetik olarak belirlenmektedir. Gebelik gerçekleştiği esnada öncelikle XX dişi ya da XY erkek genetik seks belirlenmektedir. İşte bu evreden sonra iç ve dış genital organlar kromozomların taşıdığı dişi veya erkek özelliklere göre oluşur. Genetik seks dişi yönünde ise yumurtalıklar, erkek yönünde ise testisler gelişir, oluşur. Embriyoda testis ya da yumurtalık oluşması durumuna göre de diğer iç genital organlar şekil alır. Erkek genetik seks oluşumu dolayısıyla testis geliştiğinde, Müller kanalı karşıtı olan Antimüllerian kanalının gelişimine engel olan AMH ve WOLF kanalının gelişimini sağlayan testosteron hormonu da testisten salgılanır. Ancak oluşan embriyoda yumurtalık varsa; testis olmadığı için Antimüllerian hormonu salgılanamaz ve böylece Müller kanalı gelişir. Bu sayede de rahim, rahim ağzı, vajinanın üst kısmı ve tüpler…

Rahmin Doğuştan Olmaması (Müllerian Agenezi) (Rokitansky Kuster Mayer Hauser Sendromu) Doğal yollarla gebe kalamayan kadınlarda karşılaşılan sorunlardan birisi olan doğumsal rahim anomalilerdir. Hafif derecede olan rahim anomalileri çoğu kez şikayet yaratmadığından ve gebeliğe engel olmadığından fark edilmez ya da müdahale etmeye gerek duyulmaz. Ancak orta ve ileri derecedeki doğumsal rahim anomalileri kadın için sorun yaratabilmektedir. Özellikle kısırlığa sebep olan rahim problemlerinde cerrahi operasyonlar yapılmakta ve başarılı bir gebelik elde edilebilmektedir. Rahim, embriyonik dönemde rahim ağzı ve rahmin ortada Müller Kanalı ile birleşmesi sonucunda oluşmaktadır. İşte bu birleşmenin olmaması ya da rahim ağzı ve rahmin yeterince kaynaşmaması da rahim anomalilerine sebep olabilmektedir. Bu şekilde en sık karşılaşılan doğum anomalileri; çift rahim ya da çift rahim ağzı, çift vajina gibi sorunlardır. Bunlarla beraber vajinada bölümler oluşması ya da rahmin hiç oluşmaması gibi problemler de yaşanabilmektedir. İşte böyle sorunlarda kadının doğal yollarla gebe kalması mümkün olmayabilir ya da gebe kalır, ancak sağlıklı bir…

Normal sağlık koşullarına sahip kadınlarda 46 XX kromozom bulunmaktadır. Ancak kromozom bozukluğu olan bazı kadınlarda bu kromozomlardan biri eksiktir ve kadında 46 X0 kromozom bulunmaktadır. Erkekleri etkilemeyen, sadece kadınlarda görülen bu kromozomal bozukluğa Turner Sendromu adı verilmektedir. Turner Sendromu yaşayan kadınların bazılarında iki X kromozom da olduğu halde bu kromozomlardan birisinin bir bölümü eksiktir. Bazılarında ise hücreler arasında kromozom sayıları açısından farklılıklar görülür. Mozaik kromozom yapısı adı verilen bu farklı kromozom sayılı hücre yapılarında, bazı hücreler 46 XX sayılı iken, bazı hücrelerde bir tane X eksiktir ve 45 X kromozom vardır. Bu tür mozaik kromozom yapısına 46 XX/45 X0 mozaik adı verilir.  Turner sendromu belirtileri nelerdir? Bir bebeğin Turner Sendromlu olup olmadığı genelde anne karnındayken yapılan tetkiklerle belirlenebilmektedir. Turner Sendromundan şüphelenildiği durumlarda, amniyosentez yapılır ve bu şekilde tanı konulabilir. Ancak bazı vakalarda anne karnındayken ultrasonda görülecek düzeyde belirtilere rastlanmayabilmektedir.  Doğum sonrasında ise yaşıtlarından daha kısa boylu olma, küçük çeneye sahip…

Normal sağlık şartlarını taşıyan kız bebeklerde yumurtalık dokusu, döl yatağı içindeki gelişme döneminde üreme fonksiyonlarıyla ilişkili olan alanın ortasından aşağıya doğru leğen kemiğinin boşluğuna inmektedir. Ancak herhangi bir sağlık sorunu, anatomik problem dolayısıyla bu aşağı inip yerine yerleşme konusunda sorun yaşanırsa, yumurtalık olması gereken bölgenin daha yukarısında kalır. Bu tür durumlarda inmemiş overdan (yumurtalık) bahsedilebilmektedir. Normalde kısırlık şikayetiyle doktora başvuran kadınlara karın üstünden pelvik ultrasonografi ve transvajinal ultrasonografi yapılarak yumurtalıklar gözlenebilmektedir. Ancak inmemiş over sorunu olan kadınların ultrasonografilerinde yumurtalık gözlenememektedir. Bu durumda MR çekilir ve over dokusunun olması gereken bölgeden farklı bir yere yerleştiği tespit edilir. İnmemiş over vakalarında yumurtalıklardan biri indiği halde diğerinin inmediği ya da her ikisinin de inmediği durumlar söz konusu olabilmektedir. Bir de buna ek olarak yumurtalık dokusunun normalden fazla oluşması, normal dışı bir biçimde yerleşimli yumurtalık olması sorununu tarif eden ektopik over sorunu bulunmaktadır. Hem inmemiş over hem de gereğinden fazla miktardan yumurtalık dokusu inmiş…

Gebelik gerçekleştikten sonraki 5 ay içinde üst üste 2 veya daha fazla sayıda düşük olduğunda bu durumun ciddi bir sağlık sorunundan kaynaklandığı düşünülür. Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin yaklaşık olarak % 1-2’sinde görülen bu sorunda genel olarak kadının rahminde oluşan normal dışı oluşumlar, kadına ya da erkeğe ait kromozomal anomaliler veya pıhtılaşma bozuklukları rol oynamaktadır. Tekrarlayan düşük vakalarının yaklaşık yarısında ise herhangi bir sebep bulunamamaktadır. Art arda 2 veya daha fazla sayıda düşük yapan kadınların, bu sorunun sebebini öğrenmek ve hastalığın tedavi edilebilmesi için zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmalıdırlar. Her tür sağlık sorununda olduğu gibi tekrarlayan düşük sorununda da öncelikle soruna sebep olan etkenler belirlenir, ardından sebebe yönelik tedavi yöntemi seçilmektedir. Erken dönemde doktora başvurulduğunda tedavide başarılı olmak ve gebelik elde etmek mümkün olabilmektedir. Tekrarlayan düşüklerin nedenleri Arka arkaya düşük olma sebepleri genellikle anne adayı ile bağlantılı olsa da, babanın genlerinde bulunan bazı bozukluklar da düşüğe neden olabilmektedir. Ancak anne…

Normal sağlık şartları altında üreme çağındaki kadınlarda her ay bir kez yumurtlama işlemi gerçekleşmektedir. Yumurtlamanın olması kadınlarda üreme fonksiyonlarının işlevlerini gerçekleştirebildiğini göstermektedir. Yumurtlama en basit açıklama ile gebelik oluşması için yumurtalıkların rahme yumurta göndermesi işlemidir. Bu yumurtlama işlemi yaklaşık olarak adet döneminin 12.-14. günleri arasında meydana gelmektedir. Yumurtalıklarında ya da hormon salgılarında normal dışı her hangi bir sorun olduğunda kadınlarda yetersiz yumurtlama ya da yumurtlayamama (anovulasyon) problemi ortaya çıkmaktadır. Kadınların yaklaşık olarak % 40’ında görülebilen yumurtlama problemleri, en sık karşılaşılan kadında kısırlık sebepleri arasındadır. Zira yumurtlama işleminin normalden daha seyrek, sağlıksız olması veya hiç gerçekleşmemesi normal yoldan gebeliğe de engel olmaktadır. Kadında yumurtlamanın olmama belirtileri nelerdir? Genellikle kadınlar yumurtlama problemleri yaşadıklarını; adet görememe, düzensiz adet görme ya da normal yollardan bebek sahibi olmama (infertilite) gibi şikayetlerle doktora başvurduklarında öğrenebilmektedir. Zira kadın yumurtlayıp yumurtlamadığını başka türlü anlayamamaktadır. Normal sağlık koşullarına sahip olan kadınlar 21-35 gün arasında adet görmektedirler. Yani en son…

Henüz menopoza girmemiş sağlıklı kadınlarda ayda bir kez yumurtlama gerçekleşir. Bir adet kanamasının ilk gününden itibaren sayıldığında bir sonraki adet kanamasının başladığı gün arasında geçen süreye adet döngüsü denilmektedir. İşte bu döngüde bir sonraki adet kanamasının başlamasına 14 gün kala kadında yumurtlama meydana gelir. Her ay düzenli olarak yumurtlama gerçekleşmesi kadının gebe kalabilirliğini göstermektedir. Sağlıklı kadınların yumurtalıklarında çok sayıda yumurta keseciği (folikül) bulunmaktadır. Bu kesecikler içlerinde yumurta barındırmaktadır. Normal yumurtlayan kadınlarda içi su ile dolu olan bu kesecik yumurtlama döneminde yavaş yavaş büyür ve yaklaşık 18-20 milimetre büyüklüğe ulaştığında çatlar. İşte yumurta çatlaması diye adlandırılan durum aslında yumurtanın değil, yumurtayı saran keseciğin çatlayıp yumurtayı serbest bırakmasıdır. Bu işlemle dışarı çıkan yumurta kanallara gider ve orada bir sperm ile birleşirse, döllenme ve dolayısıyla gebelik meydana gelir. Başka bir ifadeyle yumurtanın keseden çıkmasına, yumurtlama olayına yumurta çatlaması adı verilmektedir. Yumurta çatlaması nasıl anlaşılır? Yumurta çatlamasının ne olduğu, belirtilerin neler olduğu gibi soruların…

Üreme çağındaki kadınların yumurtalıklarında çok sayıda folikül (yumurta kesesi) bulunmaktadır. Yumurtaları içinde barındıran bu foliküllerden her ay bir tanesi büyür, çatlar, içindeki yumurtayı dışarı atar. Kadının tüplerine doğru ilerleyen bu yumurta kanallarda bir spermle birleşirse döllenme, gebelik meydana gelir. Bu sıralı olaylar normal sağlık koşullarına ve üreme yeteneğine sahip kadınlar için rutin bir işleyiştir. Ancak yumurtalık, yumurtlama, folikül çatlaması gibi sorunları olan kadınlarda gebelik doğal yollarla gerçekleşemediğinden, doktor tarafından tedavi uygulanmaktadır. İşte bu durumda kısırlık sorunu nedeniyle doktora giden kadınlarda en sık kullanılan tedavi yöntemlerinden birisi olan yumurtlama tedavileri söz konusu olmaktadır. Kadınlarda beyinde hipofizden salgılanan yumurtlamayı, yumurta çatlamasını sağlayan Luteinleştirici Hormonun salgılanmasında sorun olduğunda, yumurtlama(folikül çatlaması) gerçekleşmemektedir. İşte bu durumda Luteinleştirici Hormonla benzer özellikler barındıran HCG hormonu içeren ilaç verilerek kadının yumurtasının çatlaması sağlanır. Yumurta çatlatma iğnesinin özelliği nedir? Yumurtlama sürecinin her aşamasında kullanılan ilaçlar farklı özellikler barındırmaktadır. Yumurtlamanın gerçekleşmediği kadınlarda yumurtlamayı sağlayan, yumurtaların büyüyemediği kadınlarda yumurta büyütücü, büyüyen…

Kadınlarda normal şartlarda ayda bir kez yumurtlama meydana gelmektedir. Ayda bir kez yumurtlama olması adet kanamalarının düzenli olması ve gebe kalma şansının yüksek olması anlamına gelmektedir. Sağlık sorunu olmayan kadınlar ortalama 21-35 gün arasında adet görmektedirler. Bir önceki adet kanamasının başladığı günden, bir sonraki adet kanamasının başladığı güne kadar geçen süre kadının adet dönemini göstermektedir. 25 günde, 30 günde ya da 33 günde bir kez düzenli olarak adet görüyor olmak kadının düzenli olarak yumurtladığı ve gebe kalmak için gerekli olan temel koşulu taşıdığını göstermektedir. Bir ay 22 gün sonra, sonraki ay 30 gün sonra, diğer ay 25 gün sonra adet gören kadınlarda yumurtlama sorunundan, düzenli yumurtlama olmaması durumundan bahsedilebilmektedir. Zira adet görmek kadar, düzenli adet görmek de önemlidir. Yumurtlamanın düzensiz aralıklarla gerçekleşmesi bir sorun olarak algılanmaktayken, bazı kadınlarda yumurtlamanın hiç olmaması (anovulasyon) sorunu ile karşılaşmak da mümkündür. İşte bu durumda adet görememe problemi ile karşı karşıya gelinmektedir. Yumurtlamanın olmama belirtileri…

Gebeliğin doğal yollarla gerçekleşebilmesi için temel şart; kadın ve erkeğin üreme fonksiyonlarının tam kapasite ile çalışıyor olmasıdır. Öyle ki kadının yumurtalıkları sağlıklı yumurtalar üretiyor olmalı, erkeğin de sağlıklı, canlı, hareketli ve olgun spermlere sahip olması ve bu üreme hücrelerinin cinsel ilişki yoluyla buluşup döllenmeleri gerekmektedir. Normal şartlarda erkeğin en sağlıklı spermi cinsel ilişki sonrasında vajinaya girer, sağlıklı yumurtalıklar yumurtayı çıkarırlar, sperm ve yumurta tüpte(kanalda) buluşurlar ve döllenerek gebeliği meydana getirirler. Tabi ki yumurtanın olmadığı durumda erkeğin üreme hücresi olan spermin de döllenip gebelik oluşturması mümkün olmayacaktır. Yumurtlama düzenli olmazsa gebe kalınabilir mi? Adet döngüsü düzenli olarak 21-35 gün arasında gerçekleşen kadınlar için yumurtlama dönemlerini hesaplamak çok kolaydır. Bir adet kanamasının başladığı günden itibaren sonraki adet kanamasına kadar geçen süre adet döngüsünü ifade ettiğinden, birkaç aylık takiple herkes kendi yumurtlama takvimini oluşturabilir. Ancak iki adet arasındaki süre bazen 22, bazen 33, bazen 29 oluyorsa adet düzensizliğinden şikayet etmek ve doktora başvurmak…